2015 Yin Eğitimi Öğrencilerinden

04/04/2016

Aşağıdaki yazıyı geçen seneki öğrencilerimden Gökçe yazdı. Kendisi donanımlı ve duyarlı bir yoga hocası olma yolculuğunda bir yolcu. Gökçe'yi, Eskişehir’deki derslerini ve resimde gördüğünüz eserlerini http://www.gokceozereroz.com/ adresinden takip edebilirsiniz.

 

Büyüme sürecimiz olan bu uzun uçuşta birbirimizin kanatlarına tüy olabiliyorsak ne mutlu. Sevgi ve şükranla.

 

 

 

 

 

Asu Somer ile Yin Yoga ve Yoga Anatomisi Eğitimi, 100 saat (31 Ocak – 3 Mayıs 2015)

 

Eğitime Katılmaya  Karar Verme ve Başlama Süreci

Eğitime başlamadan önce daha önce hiç yin yoga dersine katılmamıştım. Bu yüzden eğitme katılmamın en büyük sebebi sizi tanıyor ve kişisel duruş ve tavrınızı biliyor olmamdı. O yüzden hem eğitime katılamaya karar verirken hem de eğitim süresince sonsuz bir güvenim vardı.

 

İlk Buluşma

Yin yoga uygulamasına dair pek bir fikrim olmadığı için oldukça heyecanlıydım. İlk buluşmada birkaç saat yin yoga pratiği yapmak hem yin yoga pratiği hem de eğitimde beni neler beklediğine dair açıklayıcı olmuştu. Diğer bir yandan da stüdyonun konumu ve ortamı da ilk buluşmaya güzellilik katan diğer bir unsurdu.

 

Eğitim Süreci

Eğitimin içeriği ilk buluşmada oldukça açık bir şekilde aktarılmıştı ki bu oldukça rahatlatıcı bir alan yaratıyor. Eğitim süresince, hiçbir ödevi stresle yapmadığım için, ödev ve zaman dengesi oldukça kararındaydı diye düşünüyorum. Ödevler içerisinde ise en geliştirici kısmın başkalarına verdiğimiz derslerin hem içeriğini hem de değerlendirmesini yapmaktı. Eğitim esnasında bana çok şey kattığını düşündüğüm bir diğer çalışma ise partnerli çalışmalardı. Daha önce hiç tanımadığın insanlarla içeriden paylaşımlarda bulunmak ya da tanımadığın bedenleri inceleyip onlara dokunmak önce tedirginlik yaratsa da benim özgüvenimin gelişmesi ve açık olabilmem adına çok katkı sağladı. Partnerli çalışmanın bir diğer önemi ise benim gibi başkalarının olduğu, aşağı yukarı benzer kaygılar taşıdığımız gibi ortaya çıkan sonuçların iç ferahlığı sağlamasıydı.

 

Eğitim süresince pozları beraber incelemek ve pozları eğitim içerisinde anlatmak ders vermek için ön hazırlık olmuştu. Bir diğer yandan da benim en büyük şansım eğitimde öğrendiklerimi pekiştirmek ve pratik yapmak adına ders verebileceğim bir mekanın olmasıydı. Bu noktada ders vermenin aslında çok da kolay bir şey olmadığını ama verdikçe gelişen ve öğrenilen bir şey olduğunu fark etmiş oldum. Ders verirken farklı bedenleri gözlemlemek ise özellikle ders sırasında pozların sabit bir yaklaşımı olmak yerine herkese göre değiştiğini izledim ve kullanılabilecek propların ve bu propların yerlerinin de sürekli değişebileceğini gördüm.

 

Bütün eğitim süreci boyunca kendimi baskı altında hissetmeden geçirdiğim bir dönem oldu. Düşündüklerimi paylaşmakta ve anlamadıklarımı sormakta da kendimi hep özgür hissettim.

 

Yin yoga eğitimi ders dilimi gelişmesi adına ve dersime katılanlarda daha hassas bir bağ kurmamı sağladı. İlk başlarda ders vermek oldukça korkutucu ve stresli bir durum iken, kendi pratiklerimi yaptıkça ve yaşadığım her duyguya rağmen ders vermeye başladıkça gördüm ki ihtiyaç olan şey sadece biraz zaman. Ve bu süreç içerisinde önemli olan şey pozları mükemmel bir şekilde yapmak yerine hissederek yapmak. Çünkü ben hissettikleri paylaştıkça başkaları ile kurduğum iletişim de daha samimi ve geliştirici oluyor. Başlarda kendimi her gün yoga yapamadığım için çok fazla eleştirirken şimdi görüyorum ki bu da sürecin parçası ve elinden geldiği kadar mata çıkabildiğinde bu elinden gelmelerde artmaya başlıyor.

 

Eğitimin Bana Kattıkları

Her şeyden önce hiç bilmediğim yin yoga hakkında pek çok fikre sahip oldum. Gerek pozlar gerekse yin yoganın felsefesini öğrenmek kendi pratiğimi tek başıma yapabilme olanağı sağladı. Bazen hafif bir müzikle bazen de sessizlik içerinde nerede olursa orada kendi pratiğimi yapabilmek büyük bir özgürlük alanı tanıdı.

 

Yin yoganın en sevdiğim yanı bana biraz durup dinlemeyi öğretmesi... Günlük hayat içerisinde bu o kadar zordu ki... ama yin yoga yaptıkça pek çok sorunun cevabı kendiliğinden ortaya çıktı. Matın üzerine yin yoga yapmak için çıkışımda biliyorum ki sessizleşmek iyidir... matın üzerindeki durma, pozun içerisinde kalma ve sessizleşme çalışmalarım ise günlük yaşantımda ise susmayı öğretti. Eskiden canımı sıkan ya da karşı olduğum görüşlere karşı hemen cevap verme ya da konuyu uzatma gibi davranış özelliklerim vardı. Ama çok uzun zamandır çoğunlukla bu gibi durumlarda susuyorum. Görüyorum ki susmak benden bir şey eksiltmiyor ya da kendimi ezik hissetmiyorum. Aksine çoğu zaman susmak ve derin bir nefes almak hem beni sakinleştiriyor hem de karşımdakini.

 

Yin pozlar yaparken görüyorum ki içerisi hem çok karmaşık hem de bir o kadar zengin. Hangi poz olursa olsun farklı zamanlarda tekrarladığımda bana getirdikleri hep değişiyor. Sıkıcı gibi görünen bir uygulamanın derin olması beni her seferinde şaşırtıyor.

 

Yin yoga yapmaya başladıkça bedenimin kapasitesinin de arttığını fark ediyorum. Bu sadece yin pozlar için değil aynı zamanda yang pozlar içinde geçerli. Bedenimin esnemesi ve pozlarda kalma sürem arttıkça yang pratiklerimde de hareket alanımın genişlediğini fark ediyorum. Sonra hissettiğim şey hep durmak ve hareket etmenin ayrılmaz bir bütün olduğu...

 

Son olarak farklı disiplinde eğitim almak bana neyin daha yakın olduğu ve nasıl ilerlemek istediğim hakkında çok yardımcı oldu. Bu durum kendimle ilgili pek çok soruya cevap bulmamı sağlarken aynı zamanda da kendi yoga uygulamama zenginlik kattı.

 

 

Please reload

HABERDAR OLMAK

iSTER MiSiN?

  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon
  • White LinkedIn Icon
  • White Twitter Icon

Copyright © 2015. Asu Somer - Her Hakkı Saklıdır